Mehmet HIRKA' nın Blogu

Mehmet HIRKA' nın Blogu

Dini,ilmi kültürel içerikli inceleme ve araştırma yazıları,güncel,ilginç ve önemli haberler,dini ve ilmi arşivler hepsi burada

Yemekte Dört Şey Farzdır

2/12/2009
Kategori: Fikih_Ilmihal

Yemekte dört şey farzdır:
1-  Ancak helâl’den yemek,
2-  O nimetin Allâhü Teâlâ hazretlerinden olduğunu bilmek,
3-  Yediklerine râzî olmak,
4- Allâhü   Teâlâ   hazretlerine   asla   isyan   etmemektir;   bu yemeğin kuvveti kendisinde olduğu müddetçe  (o kuvvetle günah işlememektir…)

Yemekte dört şey sünnettir:
1- Yemeğin başında besmele çekmek,
2- Yemeğin sonunda Allâhü Teâlâ hazretlerine hamd etmek  ,
3- Yemekten önce ellerini yıkamak ve yemekten sonra ellerini ve ağzını yıkamak, (3/334)
4-Yemekte  otururken   (eğer yer sofrasında  ise)  oturma esnasında, sol ayağını yere koyup sağ ayağını dikmektir… 

 

Yemeğin Edebleri Dörttür

Yemekte dört şey edeplerdendir:
1 - Kendi önüne gelen taraftan yemek,
2-  Lokmalarını küçük yapmak,
3-  Yemekleri tam çiğnemek,
4-  Yemek  esnasında   başkasının   lokmalarına   (ve   ağzına) bakmamaktır… 

 

Yemekte Şifâ

İki şey şifâ’dır
1 - Sofraya dökülen ekmek kırıntılarını yemek,
2- Tabağı sünnet etmek… 
 
Yemekte Mekruh Olan Şeyler

Yemekte iki şey mekruhtur:
1 - Yemeği koklamak,
2- Yemeğe üflemektir. 

 

Sıcak Yemek

Yemeği sıcak olarak yememelidir. Ta yemeği soğutup öyle yemelidir. Muhakkak ki yemeğin lezzeti sıcaklıkta ve bereketi de soğuk olmasındadır… 

 

Akıllı Kişinin İşi

Allâhü Teâlâ hazretlerinin rızâsını talep etmek için çalışan akıllı kişiye düşen vazife;
1- Helal gıda tahsil etmek,
2-   Nimet ve fazileti veren Allâhü  Teâlâ  hazretlerine çok şükretmeli,
3-  (Ve asla unutmamalı ki) Allâhü Teâlâ hazretlerinin kulun üzerinde, zahirî ve bâtinî bir çok nimetleri; gizli ve aşikâr bir çok lütufları bulunmaktadır…
 

   Her yemekten sonra mutlaka yemek duasını okumalıyız. Gerek kısa veya gerekse uzun olsun fark etmez. Ama mutlaka yemek duasını okumalıyız. Yemek duasını öğrenmeli ve çocuklarımıza öğretmeliyiz. Nüzhetü’l-Mecâlis” isimli mevize ve malumat deryası kitabda şöyle buyurulmaktadır:
Hazret-i Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)tan Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden rivayet ettiler: -”Kim, yemekten boşaldıktan bir ihlâs sûresini okursa, Allâhü Teâlâ hazretleri o kişi için kırmızı yakuttan cennette bir şehir yaratır. Ve onun yemiş olduğu her lokma sebebiyle ona on hasene yazar...”
Nüzhetü’l-Mecâlis, c. 1,s. 28,

Kaynak
  İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/787.988

 


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ASHABI BEDİR'İN FAZİLETİ

2/12/2009
Kategori: Dualar

1- Bedir Savaşı'na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.

2- Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kur'ân'da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.

3- Ehli kemâl bazı zevatın beyanına nazaran Evliyâullah'dan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.

4- Birçok hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikr ederek bu vesile ile şifa taleb edip lütfü ilâhiye mazhar olarak hastalıklarından kurtuldukları rivayet edilmektedir.

5- Ehli irfan bir zat: "Hasta bir kimsenin başı*na elimi koyup halis bir niyyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hâsıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmişse en azından rahatsızlığı hafiflemiştir." demektedir.

6- Bazıları da: "Duadan önce Bedir ashabının isimlerinin okunmasının duânin sür'atle kabulüne vesile olduğunu" söylemişlerdir.

Cafer b. Abdullah şöyle diyor:
"Babam bana Peygamber ((S.A.V).)'in bütün ashabını sevmemi vasiyet eder ve şunu ilave ederdi.

Bedir ashabının adı zikr edilince duâ kabul olunur, bu mübarek isimleri zikreden kulu, ilâhi rahmet; bereket gufran ve rızâ-ı İlâhî kuşatır. Bu isimleri okuyarak hacetde bulunanın dileği mutlaka yerine getirilir ."

7- "Ehli Bedrin üzerinde bulundurmak, okumak, hıfzetmek, düşman üzerine nusret, düşman*ların şerrinden vikayet ve yangın ve hırsız ve boğulmaktan sıyânet ve veba ve tâûn ve cünûn ve emrazı sâireden himayet ve zevali fark ve husûlu gına ve vefâi duyûn ve güfrânü zünûb ve keşfi kürûb ve tenviri kulûb velhâsıl cemîi matâlibi dünyeviyyeye ve mekâsıdı uhreviyyeye vusul ve celbi menfaii âlakiyye ve enfüsiyye ve ins ve cinnin mazarat-larını def etmek ve merâtibi dünyeviyyeye nail olmak için iksiri mücerreb olduğuna Meşihât-ı İslâmiyye tarafından mücahidini Islamiyyeye hediye olunmuştur." 

  
ESMA-İ ASHAB-I BEDİR,


01. Seyyidina ve nebiyyüna Muhammed el-Muhaciri (Sav)
02. Seyyidina Ebû Bekir Sıddıyk el-Muhaciri (R.A.)
03. Seyyidina Ömer ibnü'l-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
04. Seyyidina Osman ibn-i Affan el-Muhaciri (R.A.)
05. Seyyidina Aliyy ibn-i Ebi Talib el-Muhaciri (R.A.)
06. Seyyidina Talha bin Ubeydullah el-Muhaciri (R.A.)
07. Seyyidina Zübeyr ibn-i Avvam el-Muhaciri (R.A.)
08. Seyyidina Abdurrahman bin Avf el-Muhaciri (R.A.)
09. Seyyidina Sa'd bin Ebi Vakkas el-Muhaciri (R.A.)
10. Seyyidina Said ibn-i Zeyd el-Muhaciri (R.A.)
11. Seyyidina Ebu Ubeyde bin Cerrah el-Muhaciri (R.A.)
12. Seyyidina Übeyy ibn-i Ka'b el-Hazreci (R.A.)
13. Seyyidina el-Ahnes ibn-i Habib el-Muhaciri (R.A.)
14. Seyyidina el-Erkam ibn-i Erkam el-Muhaciri (R.A.)
15. Seyyidina Es'ad ibn-i Yezîd el-Hazreci (R.A.)
16. Seyyidina Enes Mevla Rasülillah Muhaciri (R.A.)
17. Seyyidina Enes ibn-i Muaz el-Hazreci (R.A.)
18. Seyyidina Enes ibn-i Katadet'el-Evsi (R.A.)
19. Seyyidina Evs ibn-i Sabit el-Hazreci (R.A.)
20. Seyyidina Evs ibn-i Havli el-Hazreci (R.A.)
21. Seyyidina İyas ibn-i Evs el-Evsi (R.A.)
22. Seyyidina İyas ibn'il-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
23. Seyyidina Büceyr ibn-i Ebi Büceyr el-Hazreci (R.A.)
24. Seyyidina Bahhas ibn-i Sa'lebe el-Hazreci (R.A.)
25. Seyyidina el-Bera bin Ma'rur el-Hazreci (R.A.)
26. Seyyidina Besbese bin Amr el-Hazreci (R.A.)
27. Seyyidina Bişr ibn'il-Bera el-Hazrecî (R.A,)
28. Seyyidina Beşir ibn-i Said el-Hazrecî (R.A.)
29. Seyyidina Bilal ibn-i Rebah el-Muhaciri (R.A.)
30. Seyyidina Temim Mevla Hıraş el-Hazreci (R.A.)
31. Seyyidina Temim Mevla Beni Ganem bin es-Silm el-Evsî (R.A.)
32. Seyyidina Temim ibn-i Yuar el-Hazrecî (R.A.)
33. Seyyidina Sabit ibn-i Akram el-Evsi (R.A.)
34. Seyyidina Sabit ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
35. Seyyidina Sabit ibn-i Halid el-Hazrecî (R.A.)
36. Seyyidina Sabit ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
37. Seyyidina Sabit ibn-i Hezzal el-Hazrecî (R.A.)
38. Seyyidina Sa'lebe bin Hatim el-Evsî (R.A.)
39. Seyyidina Sa'lebe bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
40. Seyyidina Sa'lebe bin Aneme el-Hazreci (R.A.)
41. Seyyidina Sıkf ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
42. Seyyidina Cabir ibn-i Abdullah bin Riyab el-Hazrecî (R.A.)
43. Seyyidina Cabir ibn-i Abdullah bin Amr el-Hazreci (R.A.)
44. Seyyidina Cebbar ibn-i Sahr el-Hazrecî (R.A.)
45. Seyyidina Cübr ibn-i Atik el-Evsi (R.A.)
46. Seyyidina Cübeyr ibn-i İyas el-Evsi (R.A.)
47. Seyyidina Hamza bin Abd'il-Muttalib el-Muhaciri (R.A.)
48. Seyyidina el-Haris ibn-i Enes el-Evsi (R.A.)
49. Seyyidina el-Haris ibn-i Evs bin Rafi' el-Evsi (R.A.)
50. Seyyidina el-Haris ibn-i Evs bin Muaz el-Evsî (R.A.)
51. Seyyidina el-Haris ibn-i Hatib el-Evsî (R.A.)
52. Seyyidina el-Haris ibn-i Ebî Hazme el-Evsi (R.A.)
53. Seyyidina el-Haris ibn-i Hazme el-Hazreci (R.A.)
54. Seyyidina el-Haris ibn-i Simme el-Hazrecî (R.A.)
55. Seyyidina el-Haris ibn-i Arfece el-Evsi (R.A.)
56. Seyyidina el-Haris ibn-i Kays el-Evsî (R.A.)
57. Seyyidina el-Haris ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
58. Seyyidina el-Haris ibn'un-Nu'man ibn-i Ümeyye el-Evsi (R.A.)
59. Seyyidina Harise bin Süraka el-Hazrecî (ŞEHİD) (R.A.)
60. Seyyidina Harise bin Nu'man el-Hazreci (R.A.)
61. Seyyidina Hatıb ibn-i Ebi Beltea el-Muhaciri (R.A.)
62. Seyyidina Hatıb ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
63. Seyyidina el-Hubab ibn-i Münzir el-Hazrecî (R.A.)
64. Seyyidina Habîb ibn-i Esved el-Hazrecî (R.A.)
65. Seyyidina Haram ibn-i Milhan el-Hazreci (R.A.)
66. Seyyidina Hureys ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
67. Seyyidina el-Husayn ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A)
68. Seyyidina Hamza bin el-Mumeyyir el-Hazreci (R.A.)
69. Seyyidina Harice bin Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
70. Seyyidina Halid ibn-i el-Bükeyr el-Hazrecî (R.A.)
71. Seyyidina Halid ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
72. Seyyidina Habbab ibn'ül-Eret el-Muhaciri (R.A.)
73. Seyyidina Habbab Mevla Utbe el-Muhaciri (R.A.)
74. Seyyidina Hubeyb ibn-i İsaf el-Hazreci (R.A.)
75. Seyyidina Hıdaş ibn-i Katade el-Evsi (R.A.)
76. Seyyidina Hıraş ibn'is-Sımme el-Hazrecî (R.A.)
77. Seyyidina Hureym ibn-i Fatik el-Muhacirî (R.A.)
78. Seyyidina Hallad ibn-i Rafi' el-Hazreci (R.A.)
79. Seyyidina Hallad ibn-i Süveyd el-Hazrecî (R.A.)
80. Seyyidina Hallad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
81. Seyyidina Hallad ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
82. Seyyidina Huleyd ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.»
83. Seyyidina Halife bin Adiyy el-Hazrecî (R.A.)
84. Seyyidina Huneys ibn-i Hazafe el-Muhaciri (R.A.)
85. Seyyidina Havvat ibn-i cübeyr el-Evsî (R.A.)
86. Seyyidina Havli bin Ebî Havli el-Muhaciri (R.A.)
87. Seyyidina Zekvan ibn-i Ubeyd el-Hazrecî (R.A.)
88. Seyyidina Zü'ş-Şimaleyn ibn-i Abd Amr el-Muhaciri (ŞEHİD) (R.A.)
89. Seyyidina Raşid ibn-i Mualla el-Hazrecî (R.A.)
90. Seyyidina Rafi bin Haris el-Hazreci (R.A.)
91. Seyyidina Rafi' bin ğunecde el-Evsî (R.A.)
92. Seyyidina Rafi' bin Malik el-Hazrecî (R.A.)
93. Seyyidina Rafi'ibn'ül-Muall el-Hazrecî (ŞEHİD) (R.A.)
94. Seyyidina Rafi' bin Yezîd el-Evsi (R.A.)
95. Seyyidina Rib'ıy bin Rafi' el-Evsî (R.A.)
96. Seyyidina er-Rebi'ibn-ü İyas el-Hazrecî (R.A.)
97. Seyyidina Rabia bin Eksem el-Muhaciri (R.A.)
98. Seyyidina Ruhayle bin Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
99. Seyyidina Rifaa bin Haris el-Hazreci (R.A.)
100.Seyyidina Rifaa bin Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
101.Seyyidina Rifaa bin Abd'il Münzir el-Evsî (R.A.)
102.Seyyidina Rifaa bin Amr el-Hazreci (R.A.)
103.Seyyidina Zübeyr ibn-i Avvam (R.A.)
104.Seyyidina Ziyad ibn'is-Seken el-Evsî (R.A.)
105.Seyyidina Ziyad ibn-i Lebid el-Hazrecî (R.A.)
106.Seyyidina Ziyad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
107.Seyyidina Zeyd ibn-i Eslem el-Evsi (R.A.)
108.Seyyidina Zeyd ibn-i Harise el-Muhaciri (R.A.)

109.Seyyidina Zeyd ibn'ül-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
110.Seyyidina Zeyd ibn'ül-Müzeyyen el-Hazrecî(R.A.)
111.Seyyidina Zeyd ibn'ül-Mualla el-Hazrecî (R.A.)
112.Seyyidina Zeyd ibn-i Vedia el-Hazreci (R.A.)
113.Seyyidina Salim Mevla Ebî Huzeyfe el-Muhaciri (R.A.)
114.Seyyidina Salim ibn-i Umeyr el-Evsî (R.A.)
115.Seyyidina es-Saib ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A)
116.Seyyidina Sebre bin Fatik el-Muhaciri (R.A.)
117.Seyyidina Süraka bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
118.Seyyidina Süraka bin Ka'b el-Hazreci (R.A.)
119.Seyyidina Sa'd Mevla Hatıb el-Muhaciri (R.A.)
120.Seyyidina Sa'd ibn'i Havle el-Muhaciri (R.A.)
121.Seyyidina Sa'd ibn'i Hayseme el-Evsî (ŞEHİD)(R.A.)
122.Seyyidina Sa'd ibn'ür-Rebi el-Hazrecî (R.A.)
123.Seyyidina Sa'd ibn-i Zeyd el-Evsi (R.A.)
124.Seyyidina Sa'd ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
125.Seyyidina Sa'd ibn-i Sehi el-Hazreci (R.A.)
126.Seyyidina Sa'd ibn-i Ubade el-Hazrecî (R.A.)
127.Seyyidina Sa'd ibn-u Ubeyd el-Evsi (R.A.)
128.Seyyidina Sa'd ibn-i Osman el-Hazrecî (R.A.)
129.Seyyidina Sa'd ibn-i Muaz el-Evsi (R.A.)
130.Seyyidina Süflan ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
131.Seyyidina Seleme bin Eslem el-Evsî (R.A.)
132.Seyyidina Süleym ibn-ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
133.Seyyidina Seleme bin Selame el-Evsi (R.A.)
134.Seyyidina Selît'ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
135.Seyyidina Süleym ibn-ül Haris el-Hazrecî (R.A.)
136.Seyyidina SUleym ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
137.Seyyidina Süleym ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
138.Seyyidina Süleym ibn-i Milhan el-Hazrecî (R.A.)
139.Seyyidina Simak ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
140.Seyyidina Sinan ibn-i Ebî Sinan el-Muhaciri (R.A.)
141.Seyyidina Sinan ibn-i Sayfi el-Muhaciri (R.A.)
142.Seyyidina Sehl ibn-i Huneyf el-Evsî (R.A.)
143.Seyyidina Sehl ibn-i Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
144.Seyyidina Sehl ibn-i Atik el-Hazreci (R.A.)
145.Seyyidina Sehl ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
146.Seyyidina Sehl ibn-i Vehb el-Muhaciri (R.A.)
147.Seyyidina Sehl ibn-i Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
148.Seyyidina Sevad ibn-i Zerin el-Hazrecî (R.A.)
149.Seyyidina Sevad ibn-i Ğaziyye el-Hazrecî (R.A.)
150.Seyyidina Süveybıt ibn-i Harmele el-Muhaciri (R.A.)
151.Seyyidina Şüca' ibn-i Ebi Vehb el-Muhaciri (R.A.)
152.Seyyidina Şerik ibn-i Enes el-Evsî (R.A.)
153.Seyyidina Şemmas ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A.)
154.Seyyidina Sabiyh Mevla Eb'l-As el-Muhaciri (R.A.)
155.Seyyidina Safvan ibn-i Vehb el-Muhaciri (ŞEHİD)(R.A.)
156.Seyyidina Şuheyb ibn-i Sinan el-Muhaciri (R.A.)
157.Seyyidina Sayfi bin Sevad el-Hazreci (R.A.)
158.Seyyidina ed-Dahhak ibn-i Harise el-Hazreci (R.A.)
159.Seyyidina ed-Dahhak ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
160.Seyyidina Damre bin Amr el-Hazreci (R.A.)
161.Seyyidina et-Tufeyl ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A.)
162.Seyyidina et-Tufeyl ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
163.Seyyidina et-Tufeyl ibn-i Nu'man el-Hazrecî (R.A.)
164.Seyyidina Tuleyb ibn-u Umeyr el-Muhaciri (R.A.)
165.Seyyidina Asım ibn-i Sabir el-Evsî (R.A.)
166.Seyyidina Asım ibn-i Adiyy el-Evsî (R.A.)
167.Seyyidina Asım ibn-i Ukeyr el-Hazrecî (R.A.)
168.Seyyidina Asım ibn-i Kays el-Evsi (R.A.)
169.Seyyidina Akıl ibn'ül-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)(ŞEHİD)
170.Seyyidina Amir ibn-i Ümeyye el-Hazreci (R.A.)
171.Seyyidina Amir ibn-i Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
172.Seyyidina Amir ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
173.Seyyidina Amir ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
174.Seyyidina Amir ibn-i Seleme el-Hazrecî (R.A.)
175.Seyyidina Amir ibn-i Füheyre el-Muhaciri (R.A.)
176.Seyyidina Amir ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
177.Seyyidina Amir ibn-i Yezîd el-Evsî (R.A.)
178.Seyyidina Ayiz ibn-i Maıs el-Hazreci (R.A.)
179.Seyyidina Abbad ibn-i Bişr el-Evsi (R.A.)
18O.Seyyidina Abbad ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
181.Seyyidina Ubade bin Samit el-Hazrecî (R.A.)
182.Seyyidina Abdullah ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
183.Seyyidina Abdullah ibn-i Cübeyr el-Evsî (R.A.)
184.Seyyidina Abdullah ibn-i Çahş el-Muhaciri (R.A.)
185.Seyyidina Abdullah ibnü'l-Ced el-Hazrecî (R.A.)
186.Seyyidina Abdullah ibn'ül-Humeyyir el-Hazreci (R.A.)
187.Seyyidina Abdullah ibn'ür-Rebi el-Hazreci (R.A.)
188.Seyyidina Abdullah ibn-i Revaha el-Hazrecî (R.A.)
189.Seyyidina Abdullah ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
190.Seyyidina Abdullah ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
191.Seyyidina Abdullah ibn-i Seleme el-Evsi (R.A.)
192.Seyyidina Abdullah ibn-i Sehi el-Evsi (R.A.)
193.Seyyidina Abdullah ibn-i Süheyl el-Muhaciri (R.A.)
194.Seyyidina Abdullah ibn-i Şerik el-Evsi (R.A.)
195.Seyyidina Abdullah ibn-i Tarık el-Evsi (R.A.)
196.Seyyidina Abdullah ibn-i Amir el-Hazreci (R.A.)
197.Seyyidina Abdullah ibn-i Abd-i Menaf el-Hazreci (R.A.)
198.Seyyidina Abdullah ibn-i Urfuta el-Hazrecî (R.A.)

199.Seyyidina Abdullah ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
200.Seyyidina Abdullah ibn-i Ümeyr el-Hazrecî (R.A.)
201.Seyyidina Abdullah ibn-i Kays bin Halid el-Hazrecî (R.A.)
202.Seyyidina Abdullah ibn-i Kays bin Sayfi el-Hazrecî (R.A.)
203.Seyyidina Abdullah ibn-i Ka'b el-Hazrecî (R.A.)
204.Seyyidina Abdullah ibn-i Mahreme el-Muhaciri (R.A.)
205.Seyyidina Abdullah ibn-i Mes'ud el-Muhacirî (R.A.)
206.Seyyidina Abdullah ibn-i Maz'un el-Muhacirî (R.A.)
207.Seyyidina Abdullah ibn-i Numan el-Muhacirî (R.A.)
208.Seyyidina Abd-i Rabb ibn-i Cebr el-Evsî (R.A.)
209.Seyyidina Abdurrahman ibn-i Cebr el-Evsi (R.A.)
210.Seyyidina Abdet'el-Haşhaş el-Hazrecî (R.A.)
211.Seyyidina Abd ibn-i Amir el-Hazrecî (R.A.)
212.Seyyidina Ubeyd ibn'ut-Teyyihan ey-Evsî (R.A.)
213.Seyyidina Ubeyd ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
214.Seyyidina Ubeyd ibn-i Ebî Ubeyd el-Evsi (R.A.)
215.Seyyidina Ubeyde bin Haris el-Muhaciri (R.A.)
216.Seyyidina Utban ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
217.Seyyidina Utbe bin Rebıa el-Hazrecî (R.A.)
218.Seyyidina Utbe bin Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
219.Seyyidina Utbe bin Gazvan el-Muhacirî (R.A.)
220.Seyyidina Osman ibn-i Maz'un el-Muhacirî (R.A.)
221.Seyyidina el-Aclan ibn'ün Nu'man el-Hazrecî (R.A.)
222.Seyyidina Adiyy ibn-i Ebi Zağba el-Hazreci (R.A.)
223.Seyyidina İsmet'übn'ül-Husayn el-Hazrecî (R.A.)
224.Seyyidina Usaymet'ül-Hazreci (R.A.)
225.Seyyidina Atıyye bin Nüveyre el-Hazrecî (R.A.)
226.Seyyidina Ukbe bin Amir el-Hazrecî (R.A.)
227-Seyyidina Ukbe bin Osman el Hazrecî (R.A.)
228.Seyyidina Ukbe bin Vehb el-Hazreci (R.A.)
229.Seyyidina Ukbe bin Vehb el-Muhacirî (R.A.)
230.Seyyidina Ukkaşe bin Mıhsan el-Muhacirî (R.A.)
231.Seyyidina Amman ibn-i Yasir el-Muhacirî (R.A.)
232.Seyyidina Umare bin Hazm el-Hazrecî (R.A.)
233.Seyyidina Umare bin Ziyad el-Evsî (R.A.)
234.Seyyidina Amr ibn-i İyas el-Hazrecî (R.A.)
235.Seyyidina Amr ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
236.Seyyidina Amr ibn'ül-Cemuh el-Hazrecî (R.A.)
237.Seyyidina Amr ibn'ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
238.Seyyidina Amr ibn'ül Haris el-Muhacirî (R.A.)
239.Seyyidina Amr ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
240.Seyyidina Amr ibn-i Ebi Şerh el-Muhaciri (R.A.)
241.Seyyidina Amr ibn-i Talk el-Hazreci (R.A.)
242.Seyyidina Amr ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
243.Seyyidina Amr ibn-i Muaz el-Evsî (R.A.)
244.Seyyidina Umeyr ibn-i Haram el-Evsî (R.A.)
245.Seyyidina Umeyr ibn'ül Humam el-Hazrecî (R.A.) (ŞEHİD)
246.Seyyidina Umeyr ibn'ül-Amir el-Hazrecî (R.A.)
247.Seyyidina Umeyr ibn-i Avf el-Muhacirî (R.A.)
248.Seyyidina Umeyr ibn-i Ma'bed el-Evsî (R.A.)
249.Seyyidina Umeyr ibn-i Ebî Vakkas el-Muhacirî (R.A.) (ŞEHİD)
250.Seyyidina Avf ibn'ül-Haris el-Hazreci (R.A.)
251.Seyyidina Uveym ibn-i Saide el-Evsî (R.A.)
252.Seyyidina İyaz ibn-i Züheyr el-Muhacirî (R.A.)
253.Seyyidina Ğannam ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
254.Seyyidina el-Fakih ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
255.Seyyidina Ferve bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
256.Seyyidina Katade bin Numan el-Hazrecî (R.A.)
257.Seyyidina Kudame bin Maz'un el-Muhaciri (R.A.)
258.Seyyidina Kutbe bin Amir el-Hazreci (R.A.)
259.Seyyidina Kays ibn-i Mıhsan el-Hazrecî (R.A.)
260.Seyyidina Kays ibn-i Mıhsan el-Hazrecî (R.A.)
261.Seyyidina Kays ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
262.Seyyidina Ka'b ibn-i Cemmez el-Hazreci (R.A.)
263.Seyyidina Ka'b ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
264.Seyyidina Malik ibn-i Ebi Havli el-Muhacirî (R.A.)
265.Seyyidina Malik ibn-i Ebi Havli el-Muhaciri (R.A.)
266.Seyyidina Malik ibn'ud Duhşum el-Hazrecî (R.A.)
267.Seyyidina Malik ibn-i Rifaa el-Hazreci (R.A.)
268.Seyyidina Malik ibn-i Rifaa el-Hazrecî (R.A.)
269.Seyyidina Malik ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
270.Seyyidina Malik ibn-i Kudame el-Evsı (R.A.)
271.Seyyidina Malik ibn-i Mes'üd el-Hazrecî (R.A.)
272.Seyyidina Malik ibn-i Nümeyle el-Evsi (R.A.)
273.Seyyidina Malik Mübeşşir bin Abd'il-Munzir el-Evsî (R.A.) (ŞEHİD)
274-Seyyidina Mücezzer ibn-i Ziyad el-Hazreci (R.A.)
275.Seyyidina Muhriz ibn-i Amin el-Hazrecî (R.A.)
276.Seyyidina Muhriz ibn-i Nasle el-Muhaciri (R.A.)
277.Seyyidina Muhammed ibn-i Mesleme el-Evsî (R.A.)
278.Seyyidina Midlac ibn-i Amir el-Muhaciri (R.A.)
279.Seyyidina Mersed ibn-i Mersed el-Hazreci (R.A.)
280.Seyyidina Mistah ibn-i Üsase el-Muhaciri (R.A.)
281.Seyyidina Mes'üd ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
282.Seyyidina Mes'üd ibn-i Halde el-Hazrecî (R.A.)
283.Seyyidina Mes'üd ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
284.Seyyidina Mes'üd ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
285.Seyyidina Mes'üd ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
286.Seyyidina Mes'üd ibn-i Sa'd el-Evsi (R.A.)
287.Seyyidina Mus'ab ibn-i Umeyr el-Muhacirî (R.A.)
288.Seyyidina Muaz ibn-i Cebel el-Hazreci (R.A.)
289.Seyyidina Muaz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
290.Seyyidina Muaz ibn-üs Sımme el-Hazrecî (R.A.)
291.Seyyidina Muaz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
292.Seyyidina Muaz ibn-i Maıs el-Hazreci (R.A.)
293.Seyyidina Ma'bed ibn-i Abbad el-Hazreci (R.A.)
294.Seyyidina Ma'bed ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
295.Seyyidina Muattib ibn-i Ubeyd el-Evsi (R.A.)
296.Seyyidina Muattib ibn-i Avf el-Muhaciri (R.A.)
297.Seyyidina Muattib ibn-i Kuşeyr el-Evsî (R.A.)
298.Seyyidina Ma'kıl ibn-i Munzir el-Hazreci (R.A.)
299.Seyyidina Ma'mer ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
300.Seyyidina Ma'n ibn-i Adiyy el-Hazreci (R.A.)
301.Seyyidina Ma'n ibn-i Yezîd el-Muhaciri (R.A.)
302-Seyyidina Muavviz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
303.Seyyidina Muavviz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
304.Seyyidina Mikdad ibn'ül-Esved el-Muhaciri (R.A.)
305.Seyyidina Muleyl ibn-i Vebre el -Hazreci (R.A.)
306.Seyyidina Münzir ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
307.Seyyidina Münzir ibn-i Kudame el-Evsî (R.A.)
308.Seyyidina Münzir ibn-i Muhammed el-Evsi (R.A.)
309.Seyyidina Mıhça' ibnüs-Salih Mevla Ömer'ibn'ül-Hattab el Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
310.Seyyidina Nadr ibn-i Haris el-Evsi (R.A.)
311.Seyyidina Nu'man ibn-i el-A'rac el-Hazrecî (R.A.)
312.Seyyidina Nu'man ibn-i Ebi Hazme el-Evsî (R.A.)
313.Seyyidina Nu'man ibn-i Sinan el-Hazrecî (R.A.)
314.Seyyidina Nu'man ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
315.Seyyidina Nu'man ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A)
316.Seyyidina Nu'man ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
317.Seyyidina Nu'man ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
318.Seyyidina Nu'man ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
319.Seyyidina Nevfel ibn-i Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
320.Seyyidina Vakıd ibn-i Abdullah el-Muhaciri (R.A.)
321.Seyyidina Varaka bin İyas el-Hazrecî (R.A)
322.Seyyidina Vedia bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
323.Seyyidina Vehb ibn-i Ebî Şerh el-Muhaciri (R.A.)
324.Seyyidina Vehb ibn-i Sa'd el-Muhaciri (R.A.)
325.Seyyidina Hanî'bin'Niyar el-Hazrecî (R.A.)
326.Seyyidina Hübeyl ibn-i Vebre el-Hazrecî (R.A.)
327.Seyyidina Hilal ibn-i Mualla el-Hazreci (R.A.)
328.Seyyidina Yezid ibn-i el-Ahnes el-Muhaciri (R.A.)
329.Seyyidina Yezîd ibn-i Rukayş el-Muhacirî (R.A.)
330.Seyyidina Yezidi ibn-i Haram el-Hazrecî (R.A.)
331.Seyyidina Yezîd ibn'ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
332.Seyyidina Yezîd ibn'üs-Seken el-Evsî (R.A.)
333.Seyyidina Yezid ibn'ül-Münzir el-Hazrecî (R.A.)

Rahmetüllahi aleyhim ecmeiyn(AMIN)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

40 HADİS

18/11/2009
Kategori: Hadis

 

1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ
(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95.

2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ
İslâm, güzel ahlâktır.
Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr,16.

4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Buhârî İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:
إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
Buhârî, Enbiyâ 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm,14.

7

لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا
وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Tirmizî, Birr, 55.

9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ
Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ
İman,yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ
بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
Tirmizî,Fedâilü’l-Cihâd,12.

13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ
Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim,(mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim,Birr, 58.

16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
Müslüman,insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا
وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ
Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları,kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58.

19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr103, 104.

20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ
(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Tirmizî, Birr, 58.

21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ
(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş,diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.
Tirmizî, Birr, 36.

22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Müslim,Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;
Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ
Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
Tirmizî, Birr,3.

24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:
دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ
Üç dua vardır ki,bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.
İbn Mâce, Dua, 11.

25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ
Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
hediye veremez.
Tirmizî, Birr,33.

26

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.
Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce,Nikâh, 50.

27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا
Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.
Tirmizî, Birr,15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى
Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ
(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak,sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek,yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb,48; Müslim, Îmân  144.
30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
Buhârî, Edeb, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;
ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî Edeb 28; Müslim Birr, 140, 141.
32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden
veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle
geçiren kimse gibidir.
Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;
Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât,78.

33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
Her insan hata eder.
Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ
Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا
Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.
36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ
Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler.
Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ
İşçiye ücretini,(alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4.

38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ
طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler,o müslüman için birer sadakadır.
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ
وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hutbe Duaları

17/11/2009
Kategori: Dualar


Birinci Basamakta:

اَللَّهُمَّ افْتَحْ عَلَيْنَا اَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَيَسِّرْ عَلَيْنَا خَزَائِنَ فَضْلِكَ وَكَرَمِكَ يَا اَكْرَمَ اْلاَكْرَمِينَ وَيَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

Üçüncü basamakta:

رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي* رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِنْ تَأْوِيلِ اْلاَحَادِيثِ* رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَاَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

Beşinci veya Yedinci basamakta:

اَللَّهُمَّ هَذَا الشَّانُ لَيْسَ بِشَانِي وَهَذَا الْمَكَانُ لَيْسَ بِمَكَانِي* اَللَّهُمَّ يَسِّرْ لِي اَمْرِي وَتَقَبَّلْهُ مِنِّي* وَسَلاَمٌ عَلَى جَمِيعِ اْلاَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ* وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Birinci Hutbede okunan dua:

اَلْحَمْدُ للهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ اَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ اَعْمَالِنَا* مَنْ يَهْدِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِىَ لَهُ* نَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَنَشْهَدُ اَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ* اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ* اَمَّا بَعْدُ فَيَا عِبَادَ اللهِ! اِتَّقُوا اللهَ وَاَطِيعُوهُ* اِنَّ اللهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ* قَالَ اللهُ تَعَالَى فِى كِتَابِهِ الْكَرِيمِ

اَعُوذُ بِاللهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ* بِسْــــمِ اللهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـمِ* …………… ayet ilgili

وَقَالَ النَّبِىُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ………ilgili hadis

Birinci hutbenin bitiminde şu dua okunur:

اَلاَ اِنَّ اَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَاَبْلَغَ النِّظَامِ كَلاَمُ اللهِ الْمَلِكِ الْعَزِيزِ الْعَلاَّمِ* كَمَا قَالَ اللهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى فِى الْكَلاَمِ* وَاِذَا قُرِأَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ.-besmele- اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ اْلاِسْلاَمِ

Birinci hutbe ile ikinci hutbe arasında oturduğunda şu dua okunur:

بَارَكَ اللهُ لَنَا وَلَكُمْ وَلِسَائِرِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ اَلاَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَاْلاَمْوَاتِ اِنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ مُجِيبُ الدَّعَوَاتِ*

İkinci hutbede şu dua okunur:

اَلْحَمْدُ للهِ حَمْدَ الْكَامِلِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ اْلأَمِينِ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ* تَعْظِيمًا لِنَبِيِّهِ وَتَكْرِيمًا لِصَفِيِّهِ فَقَالَ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ قَائِلٍ مُخْبِرًا وَآمِرًا* اِنَّ اللهَ وَمَلَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

biraz kısık sesle şöyle dua edilir:

اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيد

 مَجِيدٌ*

 اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

 * اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ

اْلاَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَاْلاَمْوَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ* وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

sesli bir şekilde şu dua edilir : 

ALLAHIM islama ve müslümanlara yardım et

vatanımızı ve milletimizi her türlü tehlikeden koru

bize dünyada ve ahirette iyilikler ve güzellikler ihsan eyle

bizi ,anne-babamızı ve bütün müminleri bağışla

şüphesiz Sen işiten ve dualarımızı kabul edensin. 

Eûzu-Besmele çekilir ve:

 

اِنَّ اللهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلإِحْسَانِ وَاِيتَاءِ ذِى الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

 

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Nahl suresi 90 ayet

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Niyet değişirse

17/11/2009

 

Bir padişah, bir iki vezirini ve devlet erkanından birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı.

Baskentten ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler.

Olgunlaşmış,tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu,

Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı ve sordu:

- Bu güzel nar bahçesi kimin?

- Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı

- Oğlun, uşağın var mı?

- Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz

- Peki ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek

İhtiyar "başüstüne" dedi ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi

En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı

Padişah içti ve çok beğendi

İhtiyar çiftçi padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti

Padişah ve adamları bedenlerinin kazandığı bu zindelikle biraz yol almak için ihtiyara veda edip yola koyuldular

Yolda şeytan padişahın kafasını karıştırmaya başladı,

Madem birer ayakları çukurda olan bu yaşlı karı-kocanın mirasçıları yok, ne yapacaklar böyle güzel nar bahçesini,

karşılığında bir kaç kuruş verip de bu bahçeyi ellerinden alayım" diye düşündü.

Padişah ve adamları akşama doğru geri dönerlerken aynı bahçenin yanında yine konakladılar.

Padişah ihtiyardan bir daha nar şerbeti yapmasını istedi.

İhtiyar sabahki kadar candan ve gönülden olmasa da bir tas nar şerbeti yapıp sundu.

Fakat padişah bu defa nar şerbetinin tadını pek beğenmedi,
Sabahkine hiç benzemiyordu Sordu:

-Baba ne oldu böyle,bu nar şerbeti sabahki ile aynı nardan değil mi?

Bunun tadı hiç de hoş değil

- Aynı nardan evlat, aslında tadında da bir değişiklik yok, asıl değişen sizin kalbiniz

 Tebaanızın malına göz koydunuz, bunun için de narların tadı değişti.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yeni doğan Çocuğa İsim Koymak

9/11/2009
Kategori: Fikih_Ilmihal

Yeni doğan çocuğuna güzel bir isim koymak, öncelikle babanın sonra annenin görevlerindendir.

İsim koyacağımız yeni doğan bebeği abdestli olarak kucağımıza alır,kıbleye döner önce sağ kulağına ezan,sonra sol kulağına kamet okuruz.Daha sonra 3 defa annesinin ismiyle beraber çağırılır.Mesela Havva oğlu Adem veya kız ise Havva Kızı Hatice gibi.Ezan ve kamet i okurken ses tonumuz cocuğu rahatsız etmeyecek şekilde olmalıdır.

Yeni doğan bebeğin başındaki ilk saçlarına akîka; bu çocuğun doğumundan yedi gün sonra başındaki tüyleri kısmen veya tamamen traş edip adını koyduktan sonra Allah'u Teâlâ'ya şükür için kesilen kurbana akîka kurbanı denir. Hz. Aişe (r.a.)'den şöyle rivâyet edilmektedir.
Konulan ismin, güzel bir mânâsının olması, İslâm inancına ve hükümlerine uygun olması gerekir. İslâm'da çocuğa genellikle doğduğu gece isim verildiği gibi, doğumunun üçüncü veya yedinci gününde ad konulmaktadır. Rasûlullah (s.a.s.), oğlu İbrâhim dünyaya gelince: "Bu gece bir oğlum doğdu; ona atam İbrâhim'in adını verdim." buyurmuşlardır. Bu hadis, ismin ne zaman konacağı hususunda önemli bir delildir. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 24) Ayrıca bir kimseye birden fazla isim verilebileceği de yine Rasûlullah (s.a.s.) belirtilmiştir. (Buharî, Menâkıb, 17; Müslim, Fezâil, 124).

Anne-babanın hayatın birçok safhasında, çocuklarına karşı birtakım dini ve ahlaki yükümlülükleri vardır.Bu yükümlülüklerden biri de çocuğa uygun bir isim vermektir. 

"Resul-i Ekrem (s.a.s.)bize erkek çocuklar için iki, kız çocukları için bir koyun "akîka" olarak kurban etmemizi emretti."(İbn Mâce hadis no:3163,Zebâih, no:1515).

Yine Hz. Âişe validemizin rivâyetine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.s.), torunları Hasan ile Hüseyin'in doğumlarının yedinci günü akika kurbanlarını kesmiş ve adlarını koymuştur. (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI, 401)

Bu konuda İslam Tarihinde çok ibret verici bir örnek vardır:Çocuğuna iyi bir isim verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen bir babayı Hz Ömer ikaz etmiştir:

Bir adam Hz.Ömer'e(r.a.) gelerek, oğlunun serkeşliğinden, ana-babasına karşı geldiğinden şikayette bulundu.Bunun üzerine Hz.Ömer(r.a.) onun oğlunu huzuruna getirtip ana-babasına karşı gelmesi ve onların haklarını unutması hususunda dikkatini çekti.Oğlan Hz.Ömer(r.a.)'e şu cevabı verdi:
-Ey mü'minlerin emiri!Çocuğun ana-babası üzerinde hakları yok mudur?
Ömer(r.a.):
-Evet, vardır, diye cevap verdi.
Çocuk:
-Onlar nelerdir? diye sorunca, Ömer(r.a.) şöyle cevap verdi:
-Evlenirken anasını araştırıp seçmesi, çocuğu doğunca ona güzel bir isim koyması ve Allah'ın kitabını ona öğretmesi, bu haklardandır.
Çocuk bunları dinledikten sonra dedi ki:
-Ey mü'minlerin emiri!Doğrusu babam bunlardan hiçbirini yerine getirmemiştir.Anama gelince, siyahi bir kadın idi, aynı zamanda bir mecusiye ait idi.Benim adımı Cual, yani "Karaböcek" koymuş ve Allah'ın kitabını da bana öğretmemiştir, bir harf olsun belletmeyi akletmemiştir.

Bu sözler üzerine Hz.Ömer(r.a.), oğlundan şikayet eden o adama dönerek dedi ki:
Be adam, bana gelip oğlunun serkeşliğinden, ana-babasına asi olduğundan şikayet ediyorsun;oysa ondan önce sen ona asi olmuş, haklarını çiğnemişsin;o sana kötülük etmeden, sen ona kötülükte bulunmuşsun!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Takva

5/11/2009
Kategori: Kuran

İşte (kamil) kitap budur, kendisinde hiç şüphe yoktur, müttaki (emirleri terketmekten, yasakları işlemekten sakınan) lar için bir hidayettir.

Ruhul Beyan tefsirinde zikredildiğine göre Şer’i şerif (islam dinine göre):

Takva: Kişinin kendisine ahirette şeylerden son derece sakınmasından ibarettir. Bu sıfatı takınanlara Müttaki denilir.

Takvanın 3 mertebesi vardır.

1- Küfrü icab eden inançlardan, sözlerden ve işlerden beri (uzak) olarak, ebedi azaptan sakınmaktır.

“Allah-u Teala onlara takva kelimesini (kelime-i şehadeti) lazım kıldı” mealindeki ayet-i celile bu mertebeye işarettir. (Fetih S. 26)

Bir insan takva kelimesi olan kelime-i şehadeti diliyle ikrar (söyleyip) kalbiyle tasdik ederek (inanarak) yaşar ve bu hali muhafaza ederek ölebilirse, emirleri tutmayıp yasaklardan kaçmasa da, bu birinci basamaktaki takvaya sahip olur, geçici azaptan kurtaramasa da ebedi azaptan kurtarır. Fakat emirleri tutmayıp yasaklardan kaçmadan son nefese kadar bu takva kelimesii muhafaza etmek çok zordur.

Ey Allahımız bizi kötü akıbet (son) den muhafaza buyur. Amin...

2- Günahkar eden şeylerden sakınmak: Bu da emirleritutup yasaklardan hatta küçük günahlardan bile kaçmakla olur. Şer’i şerifte bilinen takva budur.

“Eğer karyeler ahalisi iman edip takva sahibi olsalardı, elbette biz üzerlerine gökten (yağdırmakla) ve yerden (bitirmekle) nice bereketler açardık. Mealindeki ayet-i celileden kast olunan takva budur.” (Araf suresi 96)

3- Yukarıda anlatılan iki mertebeyi elde ettikten sonra, kalbini Mevla Tealadan meşgul edecek herşeyden sakınmaktır. Yani her şeyden kesilip tamamıyla Mevlaya yönelmektir.

“Ey iman etmiş kullar! (Allah-u Tealanın gayrısını gönülden atarak) Allah’tan hakkıyla sakının.” (Ali İmran S. 102)

Ayeti celilesinde emrolunan gerçek takva budur. Cenabı hak cümlemizi bu en yüksek mertebedeki takvaya ulaştırsın. Amin...

İmam-ı Begavi (Rahimehullah) Mealimü’t-tenzil isimli kıymetli tefsirinde zikretmiştir ki:

Bir kere Ömer ibnil-Hattab (ra) Kabul-Ahbar (ra) Hazretlerine:

-“Bana takvadan haber ver” dedi.O da:

-“Sen hiç dikenli yola girdin mi?” diye sordu. O:

-“Evet” buyurunca, Kabul-Ahbar (ra) Hazretleri:

-“Peki o yolda nasıl yürüdün?” dedi. Hz Ömer (ra) da:

-“Çok dikkatli yürüdüm ve gördüğüm her şeyden sakındım dedi. Bunun üzerine Kabul-Ahbar (ra) Hazretleri:

-“İşte takva odur” buyurdu.

Tefsir-i Tehil’de zikredildiğine göre: Takvanın Kuran’ı Kerimden çıkartılan 15 faziletivardır.

1- Hidayet (doğru yola kavuşturmak):Kuran müttakiler için bir hidayettir.(Bakara S,3)
2- Nusret (yardım):Şüphesiz Allah takva sahibi olan kullarıyla beraberdir.(Nahl S. 128)
3- Velayet (dostluk):Şüphesiz Allah müttakilerin velisi (dostu) dur.(Casiye S. 19)
4- Muhabbet (sevgi): Şüphesiz Allah müttakileri sever. (tevbe suresi 7)
5- Mağfiret (bağışlama): Eğer Allah’tan korkarsanız, (Allah) sizin için furkan (doğruyu eğriden ayırma gücü)kılar,bütün çirkinliklerinizi mahveder (siler) ve sizi bağışlar.(Enfal s 29)
6-7- Bütün dertlerden kurtulmak beklenmedik taraftan rızıklanmak: Ve her kim Allah’tan sakınırsa onun için (bütün sıkıntılardan) çıkış kapısı yaratır ve beklemediği taraftan onu rızıklandırır. (Talak suresi 2-3)
8- İşlerde kolaylık:Ve her kim Allah’tan sakınırsa onun için işlerini kolay eder.(Talak 4)
9-10- Günahların affedilmesi ve büyük ecirlere kavuşturulmak: Ve her kim Allah’tan sakınırsa onun bütün çirkin işlerini siler ve onun ecrini büyük eder. (Talak suresi 5)
11- Amellerin kabulü: Allah ancak müttakilerden (amellerini) kabul eder.(Maide S.27)
12-Kurtuluşa ermek: Allah’tan sakının umulur ki, felaha erersiniz. (Ali İmran s. 130)
13- Müjdeye nail olmak: Dünya hayatında da ahirette de onlar (takva sahipleri) için müjde vardır. (Yunus s.74 )
14- Cennette hususi bir makam sahibi olmak: Şüphesiz müttakiler için Rablerinin indinde Naim cennetleri vardır. (Kalem suresi 34)
15- Cehennemden kurtuluş: Sonra biz takva olanları kurtarırız. (Meryem S. 72)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Niyet ve ihlas

29/10/2009
Kategori: Hadis

Niyet bir işi Allah rızası için yapmayı kalpten geçirmektir. İhlas ise niyet sağlamlılığı anlamına gelir.Yapılan işler,iyi niyet yani ihlas olduğu zaman Allah katında değerlidir.

Gösteriş için yapılan ibadetlerin, işlerin hiçbir değeri olmadığını Peygamberimiz (sav) şu misalle açıklamıştır:

“Kıyamet gününde ilk defa bir şehit hakkında hüküm verilecek ve Allah ona ne yaptığını sorduğunda:
- Senin uğrunda çarpıştım, şehit oldum diyecek.
Fakat Cenab-ı Hak ona:
- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın,buyuracak ve o adam yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kuran okuyan birisi getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
- İlim öğrendim ve öğrettim.Senin rızan için Kuran okudum, diyecek.Allah Teala ona:
- Yalan söyledin. İlmi sana alim desinler diye öğrendin ve Kuranı da güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O da yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Sonra da zengin bir adam getirilecek. O da malını Allah rızası için harcadığını söyleyecek. Allah ona da:
- Yalan söyledin. Malını cömert adam desinler diye sarf ettin diyecek ve o da diğerleri gibi cehenneme atılacak.”

Hz. Ömer'in (ra) rivayet ettiği niyet konusundaki temel hadislerden birinde

Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Yapılan işler niyetlere göre değerlendirilir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetlere göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resulü’ne varmak, onlara hicret etmekse eline geçecek sevap da Allah’a ve Resulü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlendirilir.”

Bu hadis-i şerifin içerisinde geçen ‘dünyalık ve evleneceği kadın’ ibaresinin ise şu olay üzerine geçtiği nakledilir:

Sahabelerden biri Ümmü Kays adlı bir hanımla evlenmek ister. Fakat Ümmü Kays Medine’ye hicret etmeyi düşünmektedir ve kendisiyle evlenmek isteyen sahabeye niyeti ciddiyse Medine’ye hicret etmeyi ve orada evlenmeyi teklif eder. Hicreti henüz düşünmeyen bu sahabe Ümmü Kays ile evlenebilmek için hicret eder. Bu durumu bilen diğer Ashab ona ‘Muhaciru Ümmül Kays’ lakabını takarak o zatın hicret sevabı alıp almadığını tartışmaya başlarlar. O nedenle Peygamber efendimiz de bu hadisiyle konuya açıklık getirerek tartışmayı sonlandırır.

Bunu tam zıddının yani niyeti halis tutup da Allah katında değerli bir ameli yapamamanın da yapmış gibi sevapla ecirlendirileceğini ise Cabir bin Abdullah (ra) şöyle anlatıyor:

“Bir defasında Peygamber(sav) ile bir gazvede bulunuyorduk. Buyurdu ki:
- Hastalıkları yüzünden Medine’de kalan öyle kimseler var ki siz bir yolda
yürüdüğünüz veya bir vadiyi geçtiğinizde, onlar da sizinle birlikte gibidir.” (Müslim, İmare 159)

Ebu Yezid Ma’n İbni Yezid (ra) anlatıyor:
“Babam Yezid sadaka vermek üzere birkaç dinarı yanına aldı ve onları Mescid-i Nebevi’de oturan birinin yanına koydu. Ben Mescid’e uğrayarak paraları aldım ve babama götürdüm. Babam: ‘Vallahi ben onları sen alasın diye koymamıştım.’ deyince durumu Peygamber efendimize arz ettim. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: Yezid sen niyet ettiğin sadaka sevabını kazandın. Ma’n! Aldığın para da senindir.” (Buhari, Zekat 15)

Yani önemli olan iyi niyette bulunmuş olmaktır. Niyet edilen davranışın yerine ulaşıp ulaşmaması değildir.

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Allah Teala sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil kalplerinize bakar.”
(Müslim, Birr 33)

Ebu Ümame El Bahili (ra) anlatıyor:
‘Adamın biri Resulullah’a gelerek:
- Para ve şöhret için savaşan adam nasıl bir sevap alır? diye sordu.
Hz. Peygamber:
- Hiçbir şey kazanamaz buyurdu. Adam bu soruyu Resulullah’a üç kez sordu ve her defasında aynı cevabı aldı. Sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular: “Allah Teala sadece kendi rızası için yapılan ibadetleri kabul eder, başkasını değil.” (Nesai,Cihad 24)

Böylece bir kere daha niyette Allah rızası yoksa cihad gibi önemli bir vecibe de olsa ihlas olmadan bir değer ifade etmediği ortaya konulmuştur. Bu noktada kötü bir iş yalnızca niyet boyutunda kalır da icraata dökülmezse; iyilik olarak addedileceği müjdesi Ebul Abbas Abdullah İbni Abbas’ın Resulullah (sav)den naklettiği bir hadiste bildirilmiştir:

“Allah Teala iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı: Kim bir iyilik yapmak isterde yapamazsa Allah bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kabul eder; ve kim bir iyilik yapmak ister de onu yaparsa Allah o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle hatta kat kat fazlasıyla yazar. Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse Allah bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder; ve kim bir kötülük yapmak ister de onu yaparsa Allah o kötülüğe sadece bir günah yazar.”

Hadis-i şerifte geçen iyi niyetlerin özellikle de kötülük yapmaya niyet edip de vazgeçmenin faziletine dair bir kıssayı Abdullah bin Ömer Hz. Peygamberden şöyle rivayet ediyor:
“Sizden öncekilerden üç kişi bir yolculuğa çıktılar. Akşam olunca uyumak için bir mağaraya girdiler fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine:
Yaptığımız iyilikleri anlatarak Allah’a dua etmekten başkası bizi kurtaramaz dediler ve bir tanesi anlatmaya başladı:
- Allah’ım! Benim çok yaşlı bir anam ve babam vardı. Onlar yemeklerini yemeden kimseye bir şey yedirip içirmezdim. Bir gün hayvanlara yem bulmak için gittim döndüğümde hayvanları sağıp sütlerini onlara götürdüm fakat uyumuşlardı. Onları uyandırmak istemediğim gibi, ev halkının da bir şey yiyip içmesini de istemedim Elimde süt kabı sabaha kadar uyanmalarını bekledim. Sonunda uyanıp sütlerini içtiler. Rabbim şayet ben bunu senin rızanı kazanmak için yaptıysam şu sıkıntıyı uzaklaştır, dedi. Kaya biraz aralandı ama çıkılacak gibi değildi. Diğeri söze başladı:

- Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum ve ona sahip olmak istedim. Fakat o reddetti. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkageldi. Kendisini bana vermek şartıyla ona buğday verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman Allah’tan kork ve bana dokunma dedi. En çok arzu ettiğim o olduğu halde, kendisinden uzaklaştım, verdiklerimi de geri almadım. Allah’ım! Eğer ben bunu senin rızan için yaptıysam şu kaya sıkıntısından kurtar bizi, diye yalvardı. Kaya yine biraz hareket etti fakat çıkılacak kadar açılmadı.

 Bu kez üçüncüsü başladı:
- Allah’ım! Vaktiyle birçok işçim vardı. Parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim. O adamın parasını ise çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet oldu. Bir gün bu adam gelip ücretini istedi. Bende: ‘Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senindir’ dedim. Adam: ‘Ey Allah’ın kulu benimle alay etme’ deyince ‘alay etmiyorum’ dedim. Bunun üzerine o tüm bunları alıp götürdü. Allah’ım ben bu işi senin rızan için yapmışsam şu sıkıntımızı gider dedi. Ve kaya tamamen açıldı. Onlar da rahatça çıktılar.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İMAM-I GAZALİ'DEN HAYATÎ ÖĞÜTLER

28/10/2009
Kategori: Gen_lik

İslâm dünyasında Hüccetü'l-İslâm (İslâmın ispatlayıcısı) olarak tanınan İmam-ı Gazâlî, Selçuklu döneminde yaşamış, İslama yönelen hücumlara, dine yapılan taarruzlara karşı müdafaalarda bulunmuş, dinin anlaşılması için tartışmaya açılmış olan meselelere çözümler getirmiş bir müceddiddir, dinin yenileyicisidir.
İmam-ı Gazalî'nin İslâm eğitim ve ahlâkı üzerinde getirmiş olduğu yenilik, İslâmın özünden uzaklaşma yoluna girmiş olan Müslümanları ahlâkî eğitime tabi tutmuştur. En mühim eseri olan İhyâu Ulûmi'd-Din, başta iman ve ibadet olmak üzere, ahlâk sahasında çok ciddî bir hizmet görmüş, dokuz asırdır tazeliğinden bir şey kaybetmemiştir.
İmâm-ı Gazalî'yi halka tanıtan hacımca küçük, fakat tesiri bakımından büyük olan eseri Eyyühe'l-Veled olarak bilinen ve dilimizde Ey Oğul şeklinde bilinen eseridir.
Gazali, üzerinde çalıştığımız "Ey oğul"un pîri ve üstadıdır. Bu alanda yapılmış olan çalışmanın ilki ve en mükemmelidir. Diğer çalışmalar büyük ölçüde bu kitabın üzerine bina edilmiştir.
Birçok dünya diline çevrilen, UNESCO tarafından da yayınlanan Ey Oğul, batıda ve doğuda okuma rekoru kıran bir eserdir. "Müslümanın yirmi dört saati" demek olan bu kitap, ayrıca bir öğüt ve nasihatler bütünüdür.
Bu çeşit çalışmaların tamamında olduğu gibi, İmam-ı Gazalî'nin bu eserinin baş kısmında iman ve İslâmın esasları ile birlikte, ibadet konulan işlenmektedir. Ancak biz sadece ahlâkî bölümleri ve insan eğitimine yönelik kısımları aldık.
Allah'tan kork
Ey oğul!
Allah'tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle kork. Ona kulluk görevini gereği gibi yap. Haram kıldığı şeylerden mümkün olduğu nisbette kaçın. Allah'ın saadete uzanan yolundan ayrılma. Hayatını düzene sokan emirlerini sakın ihmal etme ki, yaşayışın sıhhat bulsun, gözlerin aydın olsun.
Çünkü gizli ve kapalı hiçbir şey Allah'tan gizli ve kapalı değildir.
Babana itaat et
Ey oğul!
Senin hayatını renk katmak için güzel belgeler koydum. Onları korur ve dediklerime kulak verir, günlük yaşayışını ona uydurursan hükümdarların gözleri ve gönülleri sana karşı ilgiyle dolup taşacaktır.
O halde şu anda da, bundan sonra da babana itaat et.
Boş sözden uzak dur
Ey oğul!
Aklının hemen kabul etmeyeceği şeyi söyleme. Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, şaka ve alaya almaktan, din kardeşinle tartışmaktan sakın.
Böyle yapmak saygıdeğerliği götürür, kin ve düşmanlık kapılan açar.
Ağırbaşlı ol
Ey oğul!
Ağırbaşlı, terbiyeli, saygılı ve nezaketli olmaya çok dikkat et ve itina göster. Ancak böyle yaparken gurura kapılma. Sonra senden bu sıfatla söz edilir.
Halka tepeden bakma. Sonra senden bu sıfatla bahsedilir.
Herkese hoşnut davran
Ey oğul!
Dostuna da düşmanına da hoşnutluk göster.
Başkasına eza ve cefa etmekten kendini alıkoy ve bunu onlardan korkup ürktüğün için de yapma. Sadece iyi bir huy olduğunu düşünerek öyle davran.
Ortayolu tut
Ey oğul!
Bütün işlerinde ortayolu tut. Çünkü işlerin en hayırlısı orta yoldur. Az konuş. Karşılaştığın her Müslümana selâm ver.
Yürüyüşüne dikkat et
Ey oğul!
Ölçülü adımlarla yürü, ayaklarını yerde sürükleyerek yürüme. Sağa sola baka baka yürüme.
Etrafı rahatsız ederek, başını şunun bunun kapısına doğru döndürme.
Toplantılarda şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Uğradığın bir toplantıda yer alanların üzerine dikilip durma.
2. Sokak ve caddeleri meclis gibi kullanma.
3. Dükkânları sohbet yeri olarak seçme.
4. Fikrî tartışmada kendini haklı çıkarmak için inat gösterme.
5. Edep ve terbiyesini yitirmiş patavatsız kimselerle tartışma. Bir hüküm verirken "şahsî görüşümdür" de.
6. Birşeyi veya bir adamı överken aşırıya gitme.
7. Bir mecliste oturmak istediğin zaman bağdaş kurup otur.
8. Sakın parmak çatlatma
9. Sakalınla oynama
10. Yüzüğünle meşgul olma.
11. Oturduğun bir yerde, bulunduğun bir toplulukta dişlerini kürdan ve benzeri şeylerle temizlemeye kalkışma.
12. Burnunla oynama
13. Parmağını burnuna sokma.
14. Yüzüne sinek konarsa yavaşça onu kovmayı ihmal etme.
15. Esnememeye dikkat et.
16. Halkın seni hafife alacağı söz ve davranıştan sakın.
17. Bulunduğun topluluk yol gösterici olsun.
18. Sözlerin çok kıymetli bir nesne gibi paylaşılsın.
19. Güzel sözlere kulak ver.
20. Konuşulan bir sözün tekrar edilmesini isteme. Bu, onu dinlemediğini gösterir.
Şu kadından uzak dur
Ey oğul!
Huysuz ve karaktersiz kadından sakın. Çünkü böylesinin dili kocası üzerinde çirkin ve ağırdır. Dünyaya çocuk getirmesi, yüzündeki haya perdesini açmıştır. Artık ne ev halkından utanır, ne de konu komşusundan.
Böyle kadınlar ne dünyaya yararlar, ne de âhirete. Bunlar ülfet ve sohbet edilmeye lâyık değildirler.
Böylelerinin gizli hali olmaz. Aile sırrını sokağa dökerler. İyilik ve hayrı çoktan yere gömmüşlerdir.
Asık suratlı olarak sabahlar, akşam nerede olduğu bilinmez.
Onun sunduğu bir yudum su şerdir, zehirdir. Yemeği öfke, konuşması maskedir. Evi perişan, elbisesi kir ve pastır. Yılan gibi sokar, akrep gibi ısırır.
Kocası evet dese, o hayır der. Böylesi kadınlardan uzak dur.
Kadınların bir kısmı da geri zekâlı ve hantaldır. Ağır canlı ve kıt anlayışlıdır. Kocasını sever, kazancına razı olur; fakat güneş doğup yükseldiği halde hâlâ sesi duyulmaz. Yemekleri bayat, kapları kirli ve paslıdır.
Şu kadınla da hayatını kur
Ey oğul
Kadınların bir kısmı da sevimli ve merhametlidir. Bereketli ve feyizlidir. Soylu çocuk doğurur.
Kendisine her zaman güvenilir. Komşuları arasında itibarlıdır.
Aile sırlarım korur, kimsenin yanında açmaz.
Cömerttir, eli açıktır. Bağırıp çağırmaz, alçak sesle konuşur.
Evi ter temizdir. Çocukları çiçek gibi, gönül alıcıdır. Hayrı süreklidir. Kocası da o nisbette yumuşak huyludur.
Namus onun şiarı, terbiye değişmez vasfıdır.
Fırsatları kaçırma
Ey oğul!
Fayda sağlayacak fırsatları kaçırma. Muhtaç olduğun şeylere iyice sahip çık. Görülmesini acele ettiğin işlerinde dikkatini başka taraflara dağıtma.
İçinde bulunduğun toplumun âdet ve geleneklerine saygılı ol.
Âhirette seni rüsvay edecek çirkin âdet ve geleneklerden sakın.
Birşeyin neticesini iyice düşünüp hesaba katmadan yapmakta acele etme.
Soysuz adamlarla tartışma
Ey oğul!
Soysuz adamlarla tartışma. Sonra onun kötü arzularını kendine çekmiş olursun.
Namus ve şerefini koruyan insanlara herkes izzet ve ikramda bulunur. Böyle kimseler halk tarafından itibar görür. Hakkı bilmek, doğruluktan gelen bir fazilettir.
Kendini zavallı ve fakir göstermeye çalışan kimse hakarete uğrar.
Az kelime ile çok şey anlat
Ey oğul!
Bir meseleyi yazarken gereksiz kelime kullanma. Az kelimeyle çok şey anlatmaya çalış.
Sonu gelmeyecek arzular peşinde koşmak, sapıklıktır.
Başkasını kınayan ve hep kusur söyleyen adamın dostu olmaz.
Din süslerin en güzelidir.
Kuru gürültü, boş yere vakit harcamaktır.
Sarhoşluk insanlıktan uzaklaşıp şeytanlaşmaktır.
Yapılan bir akdi bozan kimse sırtına bir kin yüklenmiş olur.
Yumuşak söz büyüklerin ahlâkındandır.
Evlenmek istediğin kızı iyi seç
Ey oğul!
İnsanın hanımı huzur ve sükûnet kaynağıdır. Bir kızla evlenmek istediğinde ailesini iyice araştır ve öğren. Çünkü temiz ve asil bir aile tatlı meyveler yetiştirir.
Bilmiş ol ki kadınlar parmaklarımız kadar birbirinden farklıdırlar.
Şirret ve karaktersiz kadından sakın. Onların dış görünüşlerine aldanma, böyleleri kocasına karşı kaba ve hırçındır.
Kocası kendisine saygılı olduğu zaman bunu bir üstünlük sanar. Hiçbir iyiliğe karşı teşekkür etmesini bilmez. Az şeye de hiç kanaat etmez.
Dostunu iyi seç
Ey oğul!
İki çeşit dost ve kardeş vardır. Birisi, başına bir bela geldiği zaman seni korur; diğeri de mutluluk ve ikbal günlerinde senin dostundur.
Belâ gelip ikbalden düştüğünde dostluk yüzünü gösteren kardeşi hakiki kardeş ve dost bil ve dostluğunu korumaya çalış.
Saadet günlerindeki dosta pek güvenme. Sıkıntılı günlerinde dostluk bağını uzatmıyorsa, onu düşmanların düşmanı bil.
İnsanları iyi tanı
Ey oğul!
Heveslerine ve nefsine uyan aşağılık çukuruna yuvarlanır. Zarif görünümlü insanlar fazla ilgini çekmesin, dış görünüşe pek aldanma. Çünkü insan, kalbiyle, düşüncesiyle ve diliyle adamdır, kıyafetiyle değil.
Benzi sarı, zayıf kimseleri hor görme. Çünkü insan iki küçük et parçasıyla ölçülür: Kalbi ve dili. Öyleyse insanların bu iki değerinden faydalanmaya çalış; gerisi et, kan ve kemiktir.
Fitneden sakın
Ey oğul!
Düşman ülkesinde de olsan fitne ve fesat çıkarmaktan sakın.
Kendinden aşağı kimselere karşı çoluk çocuğunu, şeref ve itibarını yaygı yapma.
Malını kendinden fazla kıymetli ve üstün tutma.
Fazla konuşma
Ey oğul!
Fazla konuşma. Sonra bulunduğun toplulukta taşınması güç bir yük olursun.
Seninle beraber oturana karşı alicenap davran. Yanına oturmak isteyene güzel, nazik, hareket et.
Başkasının gözüne dikkatle bakıp durma.
Fazla lügat parçalayıp yaldızlı söz söyleme. Çünkü bu sözlerin dış görünüşü belki güzel sayılabilir, fakat gerçekte güzel değildir.
Kendinden fazla söz etme
Ey oğul!
Çocuğunu çok beğendiğini başkalarına anlatma.
Hizmetçinin çok hünerli olduğundan başkalarına söz etme.
Atından ve kılıcından bahsetme.
Gördüğün rüyaları her yerde anlatmaya kalkışma. Çünkü gördüğün rüyadan sevinç duyduğunu belirttiğin zaman beyinsiz ve seviyesiz insanlar bu konuda seni rahatsız etmeye başlarlar.
Kişiliğini korumak için şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Saçını sakalını tarayıp öyle sokağa çık.
2. Beyaz kılları koparmaya kalkma.
3. Lüzumundan fazla güzel kokulu şeyler sürünme.
4. Bir ihtiyacını dile getirirken üzerinde ısrarla durma.
5. Birtakım arzularının yerine gelmesi için küçülme.
6. Servetinin tam listesini, mevcut paranın tam rakamım çoluk çocuğuna verme. Çünkü bunlar onu az görecek olurlarsa kendilerini zayıf sanarlar. Çok görecek olurlarsa yaşayışlarında değişiklik yapmak isterler. Onları hırpalamadan belli ölçüde idare etmeye çalış.
Tartışmada şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Birisiyle tartışırken vakar ve efendiliğini elden bırakma.
2. Bilgisizliğini ortaya koyma. Bu konuda aceleci olma.
3. Delillerini getirirken çok iyi düşün.
4. Tartıştığın kimseyle aranda hakem olarak yumuşak huyunu gör.
5. Elinle ve parmağınla fazla işarette bulunma.
6. Fazla heyecanlanıp yüzün turp gibi olmasın.
7. Şakakların terlemesin.
8. Karşındaki adam sana ölçüsüz davranır, küstahlıkta bulunursa sen de nezih ve ağırbaşlı davran.
9. Seni kızdıracak olursa, yine ölçülü konuşmaya çalış, kendi şerefini düşün.
Hükümdarla görüşmede şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Devrin hükümdarı sana yakınlık gösterirse, onunla mızrak ucunda bulunduğunu hesapla.
2. Hiçbir zaman onu bu yakınlığından cesaret alıp haddini aşma ve kendini güven içinde hissetme.
3. Son derece efendi ve yumuşak davran.
4. İlâhî hükümlerden biri zedelenmedikçe hükümdarın hoşuna gidecek şekilde konuş.
5. Onun sana lütufları seni ölçüsüzlüğe sürüklemesin.
6. Sakın hükümdarla yakını arasına girme. Ancak iyilik ve hayırlı işlerde gir. Çünkü hükümdarla yakınları arasına giren kişinin düşüşü çok ani ve sür'atli olur.
Konuşurken şu noktalara dikkat et
Ey oğul!
1. Söz verdiğinde onu mümkün olduğu ölçüde yerine getir.
2. Konuştuğunda ancak doğruyu söyle.
3. Sağırlara seslenir gibi konuşma.
4. Dilsizlere hitap eder gibi sesini kısma.
5. Makbul söz söyle, güzel konuşmaya çalış.
6. Seni dinleyenin olduğu takdirde konuş.
7. İlgi duyulmayan yerde konuşma.
8. Halkın kabul etmeyeceği ve garip karşılayacağı olaylardan söz etme.
9. Bazı sözleri devamlı olarak tekarlayıp durma: "Yani, ondan sonra, evet evet evet, hayır hayır hayır," ve benzeri gibi...
Büyüklerin sofrasında dikkatli ol
Ey oğul!
Büyüklerle bir sofraya oturduğun zaman fazla su isteme. Etin kemiği ile fazla meşgul olma. Hiçbir yemeği ayıplama ve sofradaki hiçbir yiyeceği küçümseme. Sonra sofra sahibini üzmüş olursun.
Gözü aç ve savurgan olma
Ey oğul!
Kendini iyice sıkıntıya sokmuş bir miskin gibi gözü aç; mal kıymeti bilmeyen, ilerisini görmeyen bir sefih gibi savurgan olma. Sana ait hakları belirle. Dostuna saygılı, düşmanına insaflı ol.
Nimetlere şükret
Ey oğul!
Allah'ın verdiği nimete dâima şükret.
Musa Aleyhisselâm, münacatında, "Yâ Rabbi! Âdemoğullarına el, ayak, göz, kulak ve sair birçok nimetler verdin. Âdemoğulları bu nimetlerin şükrünü nasıl îfa edebilir?" diye sordu.
Cenab-ı Hak ona şöyle buyurdu:
"Yâ Musa! Verdiğim nimeti Benden bilip, kendi işinden ve çalışmasından bilmeyen kulum, ona verdiğim nimetin şükrünü eda etmiş olur. Verdiğim nimetleri kendinden ve çalışmalarından bilip, Benden bilmeyen kulum da nimetin şükrünü eda etmemiş olur. Kula lâyık olan gece ve gündüz Bana teşbih ve hamd etmektir."
Fakirlere ihsan et
Ey oğul!
Cenab-ı Hakkın ihsan buyurduğu nimetten fakirleri ve muhtaçları hissedar etmek şükürdür. Eğer kapına bir fakir gelirse, onun kalbini hoş et, öyle gönder.
Sadakayı gizli ver
Ey oğul!
Sadaka verirken gizli vermek, kendine bir musibet geldiğinde bağırıp çağırmayarak, yaygara yapmayarak gizlemek gerekir.
Bir günah işlediğinde ceza gelmeden hemen tevbe et. Sadaka vermek sıddıklar nişanıdır. Onlar sıddıklar zümresindendir.
Tamahkâr olma
Ey oğul!
Tamahkâr olma. Kalbin katı ve kara olur. Çok mal arttırmak için hasislik etme.
Salih insanların sohbetinde bulun
Ey oğul!
Âlimlerin ve sâlih insanların sohbet ve meclisinde bulunmayı elden bırakma. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
"Bir kimse ulema ve sâlihlerin meclis ve sohbetine giderse. Cenab-ı Hak o kimsenin herbir adımına karşılık kabul olunmuş bir hac sevabı ihsan eder."
Âlim ve sâlih zatlar Allah'ın dostlarıdır. Onları ziyaret edenin sevabı Allah'ın evini ziyaret edenin sevabı gibidir.
Dargınları barıştır
Ey oğul!
Dargın ve küsülü olanları barıştır ki, sen de yarın Kıyamet gününde mesrur ve şad olasın.
Musa Aleyhisselâm münacatında, "Yâ Rabbi! Küsülü iki kişiyi barıştırana ne ecir verirsin? Senin rızanı kazanmak için halka zulmetmeyenlere nasıl bir mükâfat verirsin?" diye sordu.
Hak Teâlâ şöyle buyurdu:
"Ben de yarın Kıyamet gününde ona selâmet verip korktuğundan emin ederim."
Merhametli ol
Ey oğul!
Cenab-ı Hak şefkati ve merhameti sebebiyle Musa Aleyhisselâma peygamberlik verdi. Ey oğul! Sen de şefkat ve merhameti elden bırakma ki merteben yüce olsun.
Yeryüzünde olan mahlukata merhamet eyle. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Yâ Ebâ Hüreyre! Yeryüzünde olan mahlukata merhar met eylersen, Allah da sana merhamet eder."
Anne-babanın rızasını al
Ey oğul!
Anne-baban yaşlanınca elinden geldiği kadar onlara yardım et. Çünkü ebeveynin, sen küçükken türlü türlü zahmetini çektiler. Devamlı onların hayır duasını al. Beddua ederlerse dünyan da, âhiretin de yıkılır. Anne-babanın rızası Allah'ın rızasıdır. Onların öfkelenmesi Allah'ın gazabıdır.
Resul-i Kibriya Efendimiz (a.s.m.), "Cennet onların ayağı altındadır" buyurmuştur.
Bir hadiste şöyle buyurmuştur: "Anne-babasına iyilik edenin, onların gönlünü alanın ömrü bereketli ve uzun olur. Yarın kıyamette azap görmez."
Yakın akrabalarına iyilikte bulun
Ey oğul!
Amcan ve halan baban hükmündedir, teyzen ve dayın da ana hükmündedir. Onlara anne-babana ettiğin hürmet gibi hürmet et. Hayır dualarını almaya çalış, sakın ihmal etme.
Âmâ akrabana iyilik et
Ey oğul!
Senin evindeki bereket direği, rahmetin vesilesi, sana gelecek musibetlerin gidericisi evindeki yaşlı âmâ akra-bandır. "İdare edemiyorum, geçimim dardır" deme. Onların vesilesiyle gelen bereket olmasaydı, geçimin daha da darlaşacaktı.
Hocana hürmet et
Ey oğul!
Hocana tazim ve hürmet et. Çünkü hoca hakkı ana-baba hakkından fazladır. Ana-baban dünyanı mamur ederken, hocan âhiretini mamur eder. Onun içindir ki, hocaya hürmet, ana-babaya hürmetten efdaldir.
Hocanı gördüğün zaman elini öp, hürmet et, diz çöküp edeple otur. Senden bir isteği olursa, kendi işini bırak, önce onun işini gör.
Eğer fakir ise elinden geldiği kadar yardım ederek hayır duasını al. Çünkü hocanın talebesine duası, ana-babanın evladına duası gibidir.
Kardeşinin ayıbını gizle
Ey oğul!
Mü'min kardeşinin bir ayıp ve kusurunu görürsen onu gizle, ifşa edip yayma.
Resul-i Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Kim bir mü'min kardeşinin kusurunu görür de, halkın yânında onu rüsvay etmezse, Allahü Taâla Kıyamet gününde onun ayıplarını örter, mahşerde halkın huzurunda rüsvay etmez."
Hayırlı işlerde devamlı ol
Ey oğul!
Hayırlı amellerinde sebat et ve işlemede devamlı ol. Birgün yapıp birgün terk etme.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Allah katında en sevgili amel, daimi yapılan ameldir. Daimî yapılan amel kişiyi maksuduna ulaştırır."
Anne babana karşı gelme
Ey oğul!
Anne-babana karşı gelme. Gönüllerini kırma. Kalblerini incitme.
Bir kimseden anne-babası razı olmazsa o kimse için Cehennemden iki kapı açılır.
Bir kimsenin anne-babası zâlim olsa bile onlara karşı âsi olmamalıdır.
Cenab-ı Hak, Musa Aleyhisselâma şöyle buyurmuştur: "Ya Musa bil ki, günahların içinde bir günah vardır ki, mizanda en ağır o gelir. O da anne-babası çağırdığı zaman, çocuğun onlara 'efendim' deyip cevap vermemesidir.
Anne babanı darıltma
Ey oğul!
Anne-baban sana darılırsa, sen onlara karşı gelme. Bir köle efendisine nasıl hürmet ve itaat ederse, sen de ana-baban bir iş buyururlarsa o işi çabucak yap ki, sana beddua etmesinler. Eğer sana darılırlarsa onlara karşı kafa tutma. Ellerini öpüp hiddetlerini teskin et
İzzet-i nefsini koru
Ey oğul!
Fakirlere karşı mütevazi ol. Zenginlere karşı zillet gösterme. İzzet-i nefsini koru.
Kimseyi incitme
Ey oğul!
Âhirette selâmet istersen kimseyi incitme. Bir çocuk görünce, "Bu günâh işlememiş masumdur. Ben günahkârım, bu benden üstündür" de. Kendinden yaşlı birisini gördüğün zaman da, "Bu benden çok ibadet etmiştir. Benden efdaldir" de.
Kendini herkesten aşağı gör
Ey oğul!
Cahil birisini görürsen, "Bu bilmeyerek günah işler, ben ise bile bile günah işlerim, bu benden efdaldir" de.
Bir fakiri görürsen "Bu imân ve saadetle gider. Ben ise nasıl gideceğimi bilmiyorum. Bu benden efdaldir" diye düşün.
Eğer bu şekilde kendini herkesten aşağı görmezsen Allah katında yüce olamazsın.
Mü'min kardeşini sevindir
Ey oğul!
Mü'min kardeşini sevindir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse dünyada bir mü'min kardeşim sevindirirse, Cenab-ı Hak kıyamet gününde onun kalbini ferahlatır."
Başka bir hadiste de şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse bir çocuğu sevindirirse, Allah onu şirkten başka bütün geçmiş günahlarını bağışlar."
Mü'min kardeşinin ihtiyacını gör
Ey oğul!
Elinden geldiği kadar mü'min kardeşinin ihtiyacını gör.
Peygamber Efendimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:
"Kim dünyada bir mü'min kardeşinin ihtiyacını giderirse, Cenab-ı Hak, on'u dünyada, altmışı da âhirette olmak üzere yetmiş ihtiyacını giderir."
Küçük ve büyük kardeşine güzelce davran
Ey oğul!
Eğer kardeşin senden küçük ise, ona edep ve terbiyeyi öğret. Okut ve tahsil yapmasını temin et. Tatlı sözlerle öğüt ver, fena hallere düşmesine mâni ol.
Şayet kardeşin senden büyükse, ona saygı ve hürmet göster, sözünü dinle, anlattıklarına kulak ver. Âhiret kardeşine ise tazimde kusur etme. Senden bir haceti varsa, çabuk yerine getir. Çünkü, ana-baba bir kardeşten âhiret kardeşin daha hayırlıdır.
Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Birbirleriyle Allah için âhiret kardeşi olanlara, Cenab-ı Hak âhirette bir derece ihsan eder ki, hiçbir amelle o manevî dereceye erişilemez."
Eğer âhiret kardeşin uzakta ise ara sıra ziyaret et, ihmal etme.
Oğlunu ve kızını iyi yetiştir
Ey oğul!
. Oğluna ve kızına küçükken edep ve terbiye öğret. Onları iyi yetiştir. Büyüdükleri zaman öğretmen güç olur. Hanımının ve çocuklarının bir suçu olursa bağışla.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Çocuklarınızın, hanımınızın ve hizmetçinizin suçunu bağışlayınız."
Küçüklerin kabahatim affetmek, büyüklerin şanıdır.
En efdal sadaka ehline, evladına ve hizmetçisine verdiğin sadakadır. Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Bir kimse hanımına, çocuklarına ve hizmetçisine gönlünün istediği yemeği yedirirse, Allah Taalâ ona bin derece ihsan eder."
Oğlunu yabancı kadınlarla ülfet ettirme. Yedi yaşında namazı, dokuz yaşında orucu öğret. Günah ve haram olan şeyleri bellet.
Misafire ikram et
Ey oğul!
Evine misafir gelirse kapıda karşıla, selâmını al. İzzet ve ikram ile "Hoş geldiniz, safa geldiniz" diyerek önlerine düş.
Odada üst başa oturt. Sen de aşağıya otur. Yemek vaktinden önce gelmişse yemek çıkar. Yemek vaktinden sonra gelmişlerse tatlı birşey ikram et.
Kalkıp giderken "Rahatsız oldunuz, özür dilerim" diyerek kapıya kadar uğurla.
Gece kalmak için akşam üstü gelen misafire de bu şekilde ikram et, yemek yedirdikten sonra gece fazla oturma. Belki misafir yorgundur. Münasip bir yere yatağını yap, yanına su koy, tuvaleti de göster. "Allah rahatlık versin" diyerek kendi odana çekil. Sabah olunca kahvaltı çıkar. Eğer kalıcı misafir ise, kalıncaya kadar gönlünü hoş tut. Gideceği vakit yemek yedirmeden bırakma. Belli bir yere kadar yolcu et, "Allah selamet versin" diye dua et.
Yiyip içerken şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Sofraya oturmadan önce ellerini yıka.
2. Sağ dizini dikip sol dizinin üzerine otur.
3. Tabağın ortasından değil, kendi önünden ye.
4. Sofrada sağa sola eğilerek yanındakileri rahatsız etme.
5. Ağzında lokma varken konuşma.
6. Ağzındaki lokmayı kimseye gösterme.
7. Etrafına çok bakma.
8. Ekmeği ısırıp yemeğe batırma.
9. Vücudunun rahatını istersen az ye ve az iç.
10. Sofradan kalkınca da az su iç.
11. Cemaat içinde sümkürüp tükürme.
12. Su içerken acele ile bardağı dikerek, hort hort içme. Vücuda zarardır. Yavaş yavaş arada nefes alarak iç.
13. Ayakta su içme. Sıhhate zarardır.
14. Bir kimse su isterken sen de isteme.
15. Terli iken su içme.
16. Gece uyanıp su içmek doğru değildir.
17. Eğer çok susamışsan önce ağzını çalkala, sonra az iç.
Çarşı pazarda şunlara dikkat et
Ey oğul!
1. Çarşı pazarda yürürken kimseye omuz vurma, incitme.
2. Kimse ile alay etme.
3. Meydanda yere sümkürme ve tükürme.
4. Elle çekişip kavga etme.
5. Sattığı şeyi geri getirirlerse al.
6. Yalan söyleme
7. Kimseyi aldatma.
8. Dükkânını erken aç, geç kapa ve kaparken Besmele çek ve "La havle velâ kuvvete  illâ  billahi"l-aliyyilazîm"i oku.
9. Halkla tatlı konuş.
10. Yenecek birşey alırken sahibinin izni olmadan alıp tatma.
11. Aldığın yiyeceği evine açıktan götürme. "O nedir?" diyene tattır.
Arkadaşlık hukukuna riayet et
Ey oğul!
Bir kimseyle yol arkadaşlığı yaparsan onun ayağınca yürü, hızlı yürüme.
Öteye beriye sapma.
Yol arkadaşını bırakıp da bir tarafa savuşma. Bir işle meşgul olup da bekletme.
Arkadaşlık hakkını ve onun alışkanlıklarını gözet ki, senden hoşnut olsun.
Ondan ayrılacağın vakit helâlleşip veda et ve elini sık.
Hasta ziyaretine git
Ey oğul!
Hastanın halini hatırını sormak görgü kuralıdır.
Hastayı ziyaret ettiğin zaman odasına habersiz girme.
İçeri girerken selâm ver, hastanın sağ yanına oturup elini okşa. "Neren ağrıyor, hastalığın nedir, şimdi nasılsın?" diye sor. "İnşâallah geçer" diye teselli et ve ümitlendir.
Hastanın yanında çok oturma.
İhtiyacı varsa elinden geldiği kadar yardım et.
Eğer hasta ağır ve kendini bilmiyor veya doktor, kimse ile görüşmesini yasaklamışsa odasına girme, ev halkından haber al veya bir adam gönderip sordur:
Hasta ziyareti insanî bir vazife olduğu gibi, sünnettir ve sevabı çoktur.
Cenazeye katıl
Ey oğul!
Akrabandan, dostlarından veya memleketin ileri gelenlerinden biri vefat ederse cenazesine katıl.
Cenaze sahibine, evlat ve akrabasına orada hazır bulunanlara selâm ver.
Vefat eden fakir ise cenaze masraflarına yardım et. Cenazeyi yaya olarak takip, etmek sünnettir. Mazeretin yoksa mezara kadar yaya git.
Cenazeye katılamıyorsan ailesine mektup yazarak başsağlığı bildir.
Cenazede bulunmak ve cenaze namazını kılmak çok büyük sevaptır

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı